İPKB Başarılarını kanıtladı
Tarih: 27-07-2017 00:36:00 + -


İPKB Direktörü Kazım Gökhan Elgin ve çalışma arkadaşları ‘Ülkemizde uygulanan ilk risk azaltma projesi olan İSMEP, başarısını uluslararası düzeyde kanıtladı.

İPKB Başarılarını kanıtladı

“Güvenli Şehir, Güvenli Yaşam” sloganıyla yola çıkan İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP), üç milyonun üzerinde İstanbulluya eğitim verdi; hastane, okul, yurt, sosyal hizmet binası ve idari binalar olmak üzere 1.304 kamu binasını “güvenilir” hale getirdi, 1999 öncesinde yapılan okullarda metrekare bazında yüzde 90 seviyesine ulaştı. İSMEP, bugün afet oluşmadan önlem alma yaklaşımının sadece ülkemizde değil, dünya üzerinde de en başarılı örnekleri arasında kabul ediliyor. Bu başarılı proje, Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası ve Alman Kalkınma Bankası finansman desteği ile çalışmalarını sürdürüyor. İstanbul Valiliği bünyesinde yer alan İPKB’nin kurulduğu 2006 yılından beri Direktörü olarak görev alan Kazım Gökhan Elgin, Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni modernize ederek kapasitesini beşe katlayacak projesinin şantiyesindeki çalışmalarına küçük bir mola vererek E-Belediye Dergisi okurlarına İSMEP çalışmaları hakkında bilgi aktardı.

 

Bizim en büyük bileşenimiz, kamu binalarının güçlendirilmesi

 

2006’dan bu yana kurucu direktör olarak görev yaptığım İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB), ‘İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi’ni (İSMEP) başarıyla yürütüyor.  Bu proje, üç ana bileşenden oluşan ve Hazine Müsteşarlığı üzerinden beş dış finansman kuruluşunun desteklediği 2 milyar euro bütçeli bir projedir. Proje bileşenlerinden birincisini; İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün (İstanbul AFAD) kurumsal kapasitesinin artırılması, komuta kontrol merkezlerinin yapılması, haberleşme sistemlerinin hem kapasite hem de kapsama alanı yönünden iyileştirilmesi, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gibi çalışmalar olarak özetleyebiliriz.  Bilgilendirme ve bilinçlendirme noktasında 1, 4 ve 60 saatlik eğitim programlarıyla İstanbul’da 3 milyon kişiye ulaştık. Bu eğitimleri, ilgili kurumlarla koordineli olarak hem web üzerinden e-eğitim olarak hem de uygulamalı olarak verdik.  Aynı zamanda, yine ilk müdahaleci kurumlar olan İstanbul AFAD, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü (UMKE) ve Kızılay gibi kurumlara ekipman temin ettik. Çünkü afet anında iyi bir müdahalenin ana unsurlarının kaliteli araç-gereçler ve donanımlı ekipler olduğunu gördük. Özellikle 1999 yılındaki o büyük depremin ardından yaşadığımız sıkıntılar, bu konuda hem tecrübe kazanmamıza hem de olumlu yönde iyileştirmeler yapmamıza yol açtı. Hasdal ve Akfırat’ta Afet Komuta Kontrol Koordinasyon Merkezi kurduk. Bunlar birbirinin yedeği olarak inşa edildi. Şu an işler durumdalar. Yılda bir veya iki kez vali, belediye başkanı, ilgili kurumlar ve STK’ların da katıldığı afet tatbikatı yapılıyor. Bu merkezlerin bir özelliği, afet zamanında üç gün süreyle elektriği veya suyu olmadan kendi kendine yetecek potansiyele sahip olmalarıdır. Bu yapıların karadan ve havadan ulaşımları da planlandı. Bizim en büyük misyonumuz, kamu binalarının-öncelikli olarak hastane, okul, sosyal hizmet binaları, idari binalar, yurtlar olmak üzere- güçlendirilmesidir. Güçlendirme maliyeti yeniden yapım maliyetinin yüzde 40’ını aşıyorsa da yıkıp yeniden yapılması söz konusu. Biz, oldukça dinamik bir yapıyız. Hızlı bir şekilde hareket edip bu binaları depreme hazırlıklı hâle getirmek amacındayız. Şu an itibarıyla hastane, okul, yurt, sosyal hizmet binası ve idari binalar olmak üzere 1.304 kamu binasına ulaşmış durumdayız. Bunların büyük çoğunluğu okul binalarıdır. 784 okul binasının güçlendirmesini, 292 okul binasının ise yıkılarak yeniden yapımını sağladık. 18 hastanenin güçlendirme ve yeniden yapımını, 61 polikliniğin de güçlendirmesini program dâhilinde gerçekleştirdik.

 

İSMEP, tüm dünyada örnek model olarak gösterilen bir proje

 

İSMEP projesi, dünyaca bilinirliği olan, örnek model olarak gösterilen bir çalışmadır. Birleşmiş Milletler’in (BM) “Safe School” olarak adlandırdığı Güvenli Okullar Programı’nda, yaptığımız uygulamalarla en başarılı program ve ülke olarak öne çıktık. Bu tabii kolayca elde edilebilen bir başarı değildi. İlk günden beri ekibimizle birlikte çok sıkı çalışıyoruz. İlgili kurumlarla da çok yakın ilişki ve koordinasyon içerisindeyiz. Zira proje bağlamında hepimizin sorumlu olduğu kısımlar var. Örneğin bir okul projesinde biz inşaat kısmıyla ilgilenirken, Milli Eğitim tarafı boşaltma tarafıyla uğraşıyor. Tüm zorlukların üstesinden elbirliğiyle geliyoruz.

 

İPKB olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yaptığımız protokol üzerine, Türkiye çapında 3.631 inşaat mühendisine, yeni çıkan Güçlendirme Yönetmeliği hakkında eğitimler verdik. Hedefimiz doğrultusunda, 1999 öncesinde yapılan okullarda metrekare bazında yüzde 90 seviyesine ulaştık. Önümüzdeki süreçte bu okulların tamamını depreme dayanıklı hâle getireceğiz. Gündemimizde 2-3 tane hastane projemiz bulunuyor. Bu çalışmaları tamamlayarak kamu binalarının artık deprem riskine maruz kalmayan veya riski ciddi bir oranda azaltmış binalar olmasını istiyoruz. Özel binalarda da bilgi birikimimizden, tecrübemizden faydalanmak isteniyor. Bununla ilgili de gerekli paylaşımları her zaman yapıyoruz. Elimizden gelen desteği her zaman vermeye hazırız.

 

Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, iki fazda tamamlanacak

 

Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yenilenmesi projesinde bir yanda inşaat, diğer yanda sağlık hizmetleri devam ediyor. Okmeydanı, Göztepe ve Kartal Hastaneleri İstanbul’un en büyük üç hastanesidir. Çalışmalar tamamlandığında bu hastaneler, 1000-1.100 arasında yatak kapasitesine sahip hastaneler olacak. Bu hastaneler; polikliniklerine yılda yaklaşık 1,5 milyon hasta gelen, yaklaşık 700 bin acil hastaya bakan ve yaklaşık 50 bin ameliyat gerçekleştiren hastanelerdir. Pek tabii bunları yıkarak, böyle bir sağlık işlem hacmini devre dışı bırakarak yenisini yapamazdık. Dolayısıyla fazlı olarak bir planlama yaptık. İlk fazda planlanan kompleksin yüzde 70’ini bitirme kararı aldık. Daha sonra mevcut hastaneyi yeni yerine taşıyacağız, eski binayı da yıkarak yerine ikinci fazı, yani kalan yüzde 30’u hayata geçireceğiz. Böylelikle her odası tek veya çift kişilik olan, süit odaları bulunan, acili 1000 m2’lerden 10 bin m2’lere çıkmış, toplam bina alanı 50 bin m2’den 250 bin m2’ye yükselmiş, otoparkı 1.500 araca yakın kapasiteye ulaşmış bir hastane olacak. Otoparkın bir kısmını elektrikli araçlara ayırdık. Bu hastaneler Türkiye’de ilk defa Leed Gold sertifikası alacak yeşil hastaneler olacak, hem kamu hem de özel hastaneler arasında çok ayrıcalıklı bir yer alacak. Tasarımı, ulaşım planı, peyzajı, enerji tasarruflu olması ve kullanılan ürünleriyle çok farklı olacak, örnek teşkil edecek.

 

Dört hastanede toplam 2.690 adet izolatör kullandık

 

Bütün dünyada şunu gördük ki, bir binanın depreme dayanıklı olabilmesi için çeşitli yöntemler mevcut. Hastaneler çok özellikli yapılar ve bu binaların deprem anında ve sonrasında operasyonda kalmasını istiyoruz. Türkiye’deki şartnameler de bunu tarifliyor. Yaptığımız araştırmalar neticesinde, bu dayanıklı tasarımın en iyi yolunun sismik izolatörlerden geçtiğini gördük. Bu üç hastanede tasarımımızı, depremde kesintisiz hizmet verilebilecek şekilde yaptık. Sürtünmeli üçlü sarkaç tipi olarak tanımlanan izolatörleri seçtik ve uyguladık. Kartal Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 855 adet, Okmeydanı ile Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastaneleri’nde de 503 adet sürtünmeli sarkaç tipi izolatörler kullandık. Bununla birlikte Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi için de çalışmalar yaptık. Bu hastanede güçlendirme yapılması uygun görüldü. Zira geçmiş şartnamelere göre yapılan bir hastane idi. Burayı yeni şartnameler düzeyine getirmek ve sismik izolatörlerle güçlendirerek afet sonrası da hizmette kalabilmesini sağlamak adına kolonları ve perde duvarları keserek sismik izolatörler yerleştirdik. Burada kullandığımız sismik izolatörler ise kurşun çekirdekli kauçuk tipi izolatörler oldu. 829 adet bu tip izolatör kullandık. Bu dört hastanedeki toplam izolatör sayısı 2.690. Tüm bu izolatörleri İtalya ve ABD’deki test merkezlerinde test ettik. Bizatihi çalışma arkadaşlarımız o merkezlere giderek gerekli incelemeleri de yaptılar. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nden Prof. Dr. Mustafa Erdik ve Cüneyt Tüzün gibi akademisyenler de bu test sürecinin içinde yer aldılar. Ne tür deplasmanlar istenecek, elastikiyet ne seviyede olacak gibi gerekli kriterleri belirlediler, tüm süreci incelediler. Bu testlerin ardından da izolatörleri monte ettik.

 

Kesintisiz hizmeti sağlamak bizim için çok önemli

 

Deprem, bir ameliyat sırasında meydana gelebilir. Siz, operasyonu kesintiye uğratamazsınız. Bu yüzden eğer binanız izolatörlü bir bina olursa, deprem anında hiçbir alana zarar gelmeden ameliyata devam edebilirsiniz. Japonya’da bunun örnekleri bizatihi yaşanmış. Dolayısıyla bu sistemin bulunduğu binalar yaparak, binaya gelen deprem yükünün, yüzde 85’ini bu izolatörler sayesinde alıyoruz. Hastanede psikolojik bir travma da olmadan depremi atlatmış oluyorsunuz. Önümüzdeki hastane projelerinde de yine sismik izolatör kullanmaya devam edeceğiz. Çünkü bunun elzem olduğunu düşünüyoruz. Buraya ayırdığımız bütçeyi deprem anı ve sonrasında misliyle karşılamış olacağız. Bu yatırım kendisini sübvanse ediyor, hatta ötesine geçiyor. Kesintisiz hizmet vermesi gereken yapılarda mutlaka bu sistemin kullanılması gerekiyor. Devletimiz de aynı şeyi düşünüyor ki, 100 yatak ve üzeri hastanelerde sismik izolatör sisteminin kullanılmasını şart koştu. Akademisyenler ve kamu yetkilileri tarafından şartnamesi yazıldı. Bunun daha da yaygınlaştığını görmek en büyük temennimiz.

 

Türkiye’nin de tarihi binalarla ilgili bir kılavuzu olacak

 

İPKB olarak tarihi-kültürel miras konusunda da çalışmalarımız var. Kültür Bakanlığı’na ait 26 kompleksteki 176 binanın envanterini çıkardık. Çoklu Afet Riski’ne göre “az riskli”, “orta riskli” veya “çok riskli” binalar olarak kategorize ettik. Tüm bu verileri Coğrafi Bilgi Sistemi’nde ilgili akademisyenlere, uzmanlara açtık. Yine şu an Vakıflar Genel Müdürlüğü ile yürüttüğümüz bir proje daha var.  Beş tane çalıştay yaptık, tahminen Ekim ayında bir sempozyum yapmayı düşünüyoruz. Türkiye’nin de tarihi binalarla ilgili bir kılavuzu olmasını sağlayacağız. O kılavuzda; tarihi binalarla ilgili doğru uygulamalar, yapılması ve yapılmaması gerekenler ortaya konacak. Güçlendirme, iyileştirme, restorasyon metotlarının doğrusu nedir, nasıl olmalıdır gibi sorulara yanıtlar bulunacak. Malzeme seçiminden tutun test metotlarına kadar pek çok bilginin yer aldığı bir uygulama kılavuzu olacak. Hem Kültür Bakanlığı hem de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün uhdesinde bu kılavuzu çıkartacağız. Bunlar tabii yaşayan dokümanlar olacak. Mutlaka zamanla revizyona ihtiyaç doğacaktır. Zamanla gerekli eklemeler ve düzenlemeler yapılarak bu kılavuz yaşayacaktır”.

 

Belediyelerin arşivini dijital ortama aktarıyoruz

 

Tüm bunlara ek olarak Bağcılar ve Pendik pilot belediyelerinde arşiv sistemini dijital hâle getirdik. Yaklaşık 4 milyon belge tarandı ve arşivin tamamı dijital sisteme entegre edildi. Çağrı merkezleri kuruldu. Herkes, bu merkez üzerinden, SMS üzerinden veya WEB üzerinden yapı ruhsatı ile ilgili bilgilendirme talep edebildi, durumunu öğrenebildi. Bağcılar Belediyesi’nde yapı ruhsatı verme işlemleri 90 günden 10 güne indirildi. Bu belediyelere gittiğimizde hem şeffaf bir yapı hem de raporlama sistemi yoktu. bu projeyi hayata geçirdikten sonra ruhsat verme süreçleri daha şeffaf bir hâle geldi, ayrıca raporlama da yapılabildi. Halkımızın bu bilgiye erişme süresi 3-5 aylardan 10 günlere düştü. Buna bağlı olarak vatandaş memnuniyeti de ciddi bir oranda arttı. Kurduğumuz bu sistem, Marmara Belediyeler Birliği tarafından verilen Altın Karınca Belediyecilik Ödülü’ne layık görüldü. Diğer belediyeler için de bir rol model olarak öne çıktı. Bağcılar ve Pendik pilot belediyelerimiz, yapılan bu çalışmaların neticesinde bilgi işlem alt yapıları güçlendirilerek Türkiye’de ISO 27001 ile bilgi güvenliği sertifikası alan ilk belediyeler oldu.

 

Bu iki belediyeye belirli bir bütçe ayırdık ve pilot belediyeler olarak onları belirledik. O sistemin diğer belediyeler tarafından tatbiki ve modellenmesi devam ediyor. Kurduğumuz modeller belli, iki farklı belediyede de uygulamamızı yaptık. Diğer belediyeler de bunu alıp kendilerine göre tatbikini yapabiliyorlar.




Bu haber 67 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YEREL GÜNDEM HABERLERİ

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR