‘Bu ülke bize yeter. Birbirimize saygı gösterip, birbirimizi sevelim’
Tarih: 16-08-2015 22:53:00 + -


Kartal’ın tanınmış simalarından Selahattin Atasever gazetemizin İmtiyaz Sahibi Kenan Çakal’ın yapmış olduğu röportaj da ilginç saptamalarda bulundu.

‘Bu ülke bize yeter. Birbirimize saygı gösterip, birbirimizi sevelim’

-Herkes tanıyor ama, Selahattin Atasever kimdir?

 

 1970’ten beri Kartal’da ikamet eden, Arçelik yetkili servisliği yapan, burada kazandığını burada harcamaya çalışan, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, spor kulüplerinin çeşitli kademelerinde görev alan, bilhassa gençliğin ve çocukların olduğu aktivitelerde elinden geldiği kadar güzel hizmetler sunmaya gayret sarfeden, kimseye kin beslemeyen, insanları seven, ticaretle iştigal eden bir kişidir Selahattin Atasever.

 

-Seçimlerden sonra tek parti iktidarı oluşamadı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?. Koalisyon çalışmaları hakkındaki düşünceleriniz.?

 

Tabii ki siyasetle ilgili yorumlar kendi şahsımın düşünceleridir. Buna da hakkım olduğunu düşünüyorum. Siyasetin içinde bir dönem aktiftim. İlçe başkanlığı yaptım. Bu dönemde siyaset çok faklıydı. Terör olayları da hakeza öyleydi. 2000’li yıllarda Güneydoğu’da terörün yaygınlaştığı dönemde Kuzey Irak’a girilemezken dönemin Başbakanı Sayın Tansu Çiller oraya gitti ve birçok terör yuvası yok edildi. Ancak daha sonra görev alan siyasetçilerimizin, bu konuya çok ta sahip çıkmadığı kanaatindeyim. Seçimlere gelene kadar Türkiye’de rahmetli Özal’la başlayan dönemde ekonomik olarak büyük gelişmeler oldu. Ve bu istikrar devam etti. Türkiye tekrar Avrupa ve Dünyada saygınlığını kazandı. Ama içerideki maşalar ve yurt dışı güçlerin taşeronları kendi çıkarları uğruna, sen, ben, Türk, Kürt, Alevi, Sünni ayırımlarını yaparak, bu güçlü devleti güçsüz kılmaya çalıştılar. Bu faaliyetlerde yakın döneme kadar başarılı oluyorlardı. Kararlı ve ilkeli bir politikayla, siyasi kimliğinin altına sığınmaya çalışanlarla ciddi bir mücadeleye girildi. Kendilerini Türkiye Cumhuriyeti’nden üstün ve güçlü gören kişilerin, ülkeye verdiği zararlar hem kan dökülmesine, hem büyük acılar yaşanmasına ve hem de ekonomik kayıplara sebep oldu. Türkiye Cumhuriyeti devletinin gücünü sınamaya kalkanlar büyük bir yanılgıya düştüler. Artık eski Türkiye’nin olmadığını son günlerdeki mücadelede herkes görmüş oldu. Yeni Türkiye’nin her konuda çok güçlü olduğunu unutan iç ve dış mihraklar gereken dersi aldılar. İnşallah zarar verenler akıllarını başlarına zamanında toplarlar, birilerinin uşaklığından vazgeçerler.

 

Geçen günlerde 30 şehit verdik. Bu vatanda nice 30’lar var. Ben bile şahsen kendimi bu vatan için feda ederim. Ancak bu vatanda huzur bulmak için kimsenin canından olmasına gerek olmadığı kanaatindeyim. Bu ülke askeri, ekonomik ve coğrafi yönden her türlü güzelliğe sahiptir. Dış kaynaklı ticari menfaatler için bu ülkenin daha çok yıpranmaması gerektiği kanaatindeyim.

 

-7 Haziran seçimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

7 Haziran seçimlerini muhalefet partilerindeki yöneticiler, siyaset bilimciler, medya mensupları başarısız bir seçim olarak görse de, 12 yıl tek başına iktidar olan bir parti yıpranmaya mahkumdur. Dünyada ABD dahil iktidarda olan hangi yönetim yıpranmamıştır. Yüzde 40’lar civarındaki seçim sonuçlarını çok başarılı buluyorum. 30 bin canımızı alan, okullarımızı ve araçlarımızı yakan, Güneydoğuda ölen şehitleri unutup, iktidar partisine ders olsun diyerek HDP’ye destek verenler oldu. Böyle bir şey kabul edilemez. Çanakkale’de her etnik gruptan insanlarımız bu güzel vatanı için aslanlar gibi savaşmışlardı. Bence durumun kapalı bir yanı yok. Muhalefetin de tüm bu durumlara rağmen, malum partiyi büyütmesini, söz sahibi yapmasını hayretle karşılıyorum.

 

-Koalisyon için düşünceleriniz?

 

Bence koalisyon olmalı. Koalisyon kimle kurulursa kurulsun çok başarılı olacağını düşünüyorum.

 

-Yerel yönetimler için ne düşünüyorsunuz?

 

Siyaset bir yarıştır. Bazı belediyeler vardır hükümet desteği olmadan da başarılı oluyorlardır ve de olmuşlardır. Siyaset artık ekonomi üzerine kuruludur. Ekonomisi sağlam olmayan bir yerel yönetimin başarılı olacağını düşünmüyorum. Yerel yönetimin Büyükşehir Belediyeleri ile ilişkilerinin diyalogunun iyi olması gerekir. Eğer farklı düşünceye sahipse, bir de diyaloglar bozuksa işte o zaman, kendisi kaynak üretip, ürettiğini halka dönüştürmesi lazım. Şu anda bildiğimiz kadarıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi parti gözetmeksizin tüm ilçe belediyelerine aynı hizmeti veriyor. Sayın Altınok Öz’ün İBB Başkanı Sayın Kadir Topbaşı her ortamda övmesi herhalde boşuna değildir diye düşünüyorum.

 

Siyasi olarak bakacak olursak Tansu Hanım’ın benim siyaset ile uğraştığım zamanda bir sözü vardı “Ankara’nın rüzgarı hepinizi etkiler” demişti. İlk zamanlar bu sözü çözememiştik ancak şimdi bunu çözmüş durumdayız. Merkezi hükümetin verdiği enerjiyi, yerel yönetimlerin iyi yönde kullanması ve seçildiği bölgeye en verimli olarak iletmesi gerekir. Bazı yerel yöneticileriz siyasetle, duygusal ve ticari bağlantılarını ayrıştıramadıkları kanaatindeyim.

 

-İş adamısınız. Sizce ekonomi nasıl gidiyor?

 

İş adetlerimize baktığımızda, bunlarda çok bir azalma yok, ancak giderlerimiz çok fazla. Bunun sebebi kalifiye elemanı elinizde tutmak ve işini iyi yapacak güvenilir insanlarla çalışmak durumundasınız. Son zamanlarda hükümetin aldığı kararlar var. Bizim gibi küçük ölçekli iş yerlerinde bile iş yeri doktoru ve iş güvenliği uzmanımız var. Ticaretle uğraştığımız için kendimizi sürekli yenilemek durumundayız, yurtdışından gelen çok fazla rakibimiz var, onlarla yarışmamız için yeni yatırımlar yapmamız gerekli. Bizim ekonomimizi etkileyen giderlerimizi arttıran durumlar bunlardan ibarettir. Yalnız insanların biraz da özel masraflarını azaltması, lüksten kaçınması gerektiği kanaatindeyim. Biliyorsunuz Almanya harpten çıktığında çoğunluk kadındı, parmaklarındaki yüzüklerle ekonomiyi canlandırdılar. Bizim öyle zor bir durumumuz yok çok şükür. Dört mevsim kendini besleyebilen 7 ülkeden birisiyiz. Toprağımız da malımız da bol, kaynaklarımızı canlandırmamız gerektiğini düşünüyorum. Sıkıntılarımız olduğu doğru ancak karamsarlığa gerek olmadığına inanıyorum.

 

-Yıllarca Fenerbahçe’de boks sporuyla uğraştınız. Divan kurulu üyesisiniz, yönetimde arkadaşlarınız var. Aziz Yıldırım’a bir ara kızıyordunuz ancak galiba bu kızgınlığınız geçti. Yeni oluşuma nasıl bakıyorsunuz?

 

Fenerbahçe kulübü olarak siyasette, sivil toplumda mücadelelerimiz olmuştur. Doğru veya yanlış bu mücadelelerin ardından seçilen başkan hepimizin başkanıdır. Bu siyasette, sporda, sivil toplum örgütlerinde, hepsi için geçerlidir. Bundan sonra muhalefetteki kişilerin yapıcı olarak katkıda bulunması lazım. Ben Aziz Beyin adaylığına karşıydım. Vefa Bey’in yönetim kurulu listesindeydim. Ama seçildikten sonra kendisine saygı duydum. Kendim de şu anda Fenerbahçe Boks kulübünün genel kaptan yardımcılığını yapmaktayım. Seçimden sonra Aziz Bey’le grup olarak görüştük. Biz kulüp için varız ve ne yapmamız gerekiyorsa yaparız dedik. Kulüpte grupçuluğu kaldıracağız dedik ve elbirliğiyle kaldırdık. Grupçuluk gibi bir şey varsa ben istifa ederim. Ama son zamanlarda kulübümüze yapılmış çok büyük haksızlıklar, siyasetin de parmağının olduğu, bilhassa Aziz Yıldırıma yapılan bir haksızlık var.

 

Düşünün bir adam var trilyonlarla oynuyor, hiç bir şeye ihtiyacı yok, sokaktaki çocuğa kadar Fenerbahçe kulübünü birleştirmek için varını yoğunu ortaya koyuyor ve başkan olduğu tarihten itibaren iş adamı olmasına rağmen bir tane bile ihaleye girmiyor. Buna rağmen adama söylemedikleri laf, etmedikleri hakaret, yapmadıkları terbiyesizlik kalmadı. Bir de ömründe belki aklına gelmeyecek bir şey, yeni evliyken cezaevinde 2 seneye yakın Fenerbahçe için yattı. Şu anda af ile çıktı ve kulübümüzün başında mücadeleye devam etmektedir. Paraya pula ihtiyacı olmadığı için kendi onurunu da yıkmadı.

 

Aziz Yıldırım aday olmayacağını açıkladığında ahd-e vefa vardır dedik. Arkadaşlarla bir araya geldik, kulübe çok büyük yararları olan Aziz Yıldırım içim 600’e yakın boksör arkadaş bir araya gelerek imza topladık. Seçim günü divana sunduk. Sayın Yıldırım o gün tekrar aday olmaya karar verdi. “Çocuklar teşekkür ederim” dedi. Fenerbahçeyi sevmeyenler dışarıda ve içeride karşı propaganda yaptılar. İnanıyorum ki bu insanlar vicdanlarıyla baş başa kaldıklarında rahat olamayacaklardır. Aslan gibi ayaktayız. Bugün de varız, yarın da olacağız. “Aziz Yıldırıma sevgim ve saygım büyük, onunla ölüme giderim”.

 

-Sancho Osmanov kimdir. Bir dernek kurma düşünceniz vardı, şu an da bu düşünceniz gerçekleşti mi?

 

Osmanova benim dünürüm. Bulgaristanda geçmişi olan bir boksör arkadaşım.

 

Dernek işine gelince; Türkiye genelinde tüm eski boksör arkadaşlarla bir araya gelerek bir dernek kurma düşüncemiz oldu. Ağırlığı İstanbul’da olan Şampiyon ve Milli boksörler Derneğini kurduk. Olağanüstü kongreye gidene kadar bir yönetim oluşturduk. Buradaki amacımız, yıllardır arkadaşlarımızın onurlu bir şekilde verdikleri mücadeleleri, başarılarını ve tecrübelerini bir araya toplayarak Türk sporuna elimizden geldiği kadar destek vermek ve gençlere örnek olmaktır. Mehmet Demirkapı bu derneğin başkanlığını üstlenmiştir.

 

-İnançlı biri olarak her zaman “birbirimiz için dualarımızı eksik etmeyelim” cümlesini söylersiniz. Menfaatin öncelik sırası olduğu bir yaşamda bu cümleden mesajınız kime veya kimleredir?

 

Evet bu cümle benim için olmazsa olmazdır, mesajım da çok açıktır, kim istiyorsa o alabilir. Kin ve nefretten insanlar bugüne kadar ne elde etmişlerdir, sormak gerekir. Ne gelirse inançsız insandan gelir. İnançlı insandan canlı bomba olur mu? Bir siyasi görüş uğruna cana kıyılır mı? İnsanlar ağzından çıkan kontrolsüz cümlelerle karşısındakine kıyacak bir canlı bomba olabiliyorlar. Bu da Allah’tan korkmayıp, Allah’ı unutmaktan geçer. Ne demişler ‘Kork Allah’tan korkmayandan.’ İnançlı bir insan düşmanı da olsa karşısındaki insana zarar vermez. Ben her zaman birbirimize dua edin diyorum.

 

-Sosyal medya ile aranız nasıl. Sık sık Facebook sayfanızda ilginç konularla ilgili düşüncelerinizi ve yorumlarınızı okuyoruz. Bunlara zaman ayırabiliyormusunuz?

 

Facebook’taki arkadaşların yazılarını ve yorumlarını okumaya çalışıyorum. Ülkemle ilgili yapılan olumlu veya olumsuz yorumları dikkatle izliyorum ve altlarına da kendi yorumumu yazıyorum. Bu ülkede yaşayan herkesin vatan ve millet sevgisinin gönlünde yerleşmesi bundan da asla taviz vermemesi, ayrıca kişilerin önce kendisine, ailesine ve sonra da topluma saygısının daim olması benim için önceliklerimin ilk sırasında yer alır. Bu ülke hepimizindir, her önüne gelen, kendi aklına göre ahkam kesmemelidir. Geçmişi de unutmamak gerekir. Facebook’u takip etmek öyle kolay bir şey de değil ama fırsatım oldukça bakmaya çalışıyorum.

 

-Dini ve Milli bayramlar olmazlarınızın arasında. O günlerde farklı duygular yaşadığınızı biliyoruz. Ama Cumhuriyet Bayramı sizin için herhalde ayrı bir anlam ifade ediyor. Bu hassasiyet nereden geliyor?

 

O tarihi Cumhuriyetin kurulduğu bir tarih olarak kabullenmek gerekir. O tarihi belirleyen atalarımızın döktüğü kanlardır. Bizim için neler yapıldığını akıldan çıkarmamak gerekir. Şunu da hatırlatmak isterim “Türkiye Cumhuriyeti her manası ile büyük Türk Milletinin öz ve aziz malıdır. Kıymetli evlatların elinde daima yükselecektir, ebediyen payidar kalacaktır” demişti Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Onun için Cumhuriyet Bayramları benim için önemlidir. Onun için o tarihte kutlama pankartımı asarım. Ataşehir ve Kartal’da Cumhuriyet Bayramında yaşanan bir dizi olaylar beni ziyadesiyle üzdü. Hırsımdan işyerime geldiğimde gözyaşlarıma sahip olamadım ve ağladım. Bunlar nelerdir, sizi üzen olaylar nedir? diyenleri Çanakkale’ye götürmek isterim. Tüm masrafları bana ait orayı anlamayan, yaşamayan 29 Ekim’i değil hiç bir milli olayı anlayamaz.

 

-“Aşk hatırlanmaktır” cümlesi ve doğum günleri sizce nasıl algılanır?

 

Aşk hatırlanmaktır cümlesi her tarafa çekilebilir. En büyük aşk insanları sevmektir. Karşısındakine saygı duymak; kendini sevmekle başlar. Doğum günleri ise insanlara verilen en güzel değerdir.

 

-Hayvanlarla ilgili hassasiyetinizi biliyoruz. Sık sık ta bu konularda uyarılarda bulunuyorsunuz. Bu hassasiyet yaşadığınız bir olaydan dolayı mı önem kazandı.

 

Ben hayvanları çok seviyorum. Bugüne kadar yolda ölmüş olarak gördüğüm yaklaşık 150-200 hayvanı arabamdaki özel poşetlerin içine alarak ya çöp tenekesine koyar veya gömerim. Hayvanlara sahip çıkalım, onları rahat bırakalım. En azından onlar üstünden siyaset yapmayalım. Uyarıda bulunduğum konulardan biri de çiğnediğiniz sakızları yola atmayın diyorum. O sakızları kuşlar yiyecek zannederek ağızlarına alıyorlar, sonra sakız boğazlarına yapışarak ölümlerine sebebiyet veriyor. Hayvanlara karşı hassasiyetim çocukluğumdan beri vardır. Herhangi bir yaşanmış olayla ilgisi de yoktur.

 

-Bir çok sivil toplum örgütünde, spor kulüplerinde, sosyal derneklerde, siyasi partilerde görev yaptınız. Bunların altından nasıl kalkıyorsunuz.

 

Ben bu konuda çok şanslıyım. Zengin bir adam değilim. Ama bu kadar adam çalıştırmama rağmen, ne onların hakkına zarar verecek bir teşebbüste bulundum, ne de boğazımdan haram bir lokma geçirdim.

 

Az da olsa kazandıklarımı paylaşma mutluluğunu yaşadım. Ben iki dönem Maltepe Erzurumlular Vakfında başkan yardımcılığı yaptım, Kartalda’da aynı görevlerde bulundum. DYP’de ilçe başkanlığı görevini ifa ettim. Kartal’da bulunan spor kulüplerinin tamamına yakınında muhtelif görevlerde yer aldım. KASK ta görev yaptım. Hastanelerde hasta hakları kurulunda derneklerde ve sivil toplum örgütlerinde verilen görevleri layıkıyla yerine getirdim. Benim bir ilkem var. ‘Hiçbir zaman görev aldığım yerlerde birinci adam olmak gibi bir düşüncem veya egom olmadı. Bu işlere gönül veren insanlar hizmet için vardır, koltuk için değil. Bazı arkadaşlar bu konumu kazanmak için etik olmayan işlere kalkışıyorlar. İşte bu beni çok üzüyor. Nefsine sahip olamayanlar kısa sürede işgal ettikleri koltukları kaybediyor. Onlar da toplumda sevilmediklerini bildikleri halde zorlamalarla bir şeyler elde etmek istiyorlar ama nafile. Sevgi, saygı öyle kolay elde edilmez. Bana tevdi edilen tüm görevleri zevkle büyük bir görev aşkıyla yerine getirmeye çalışıyorum. Zaten mutsuz ve başarısız olduğumu hissettiğim an o görevi hemen iade ederim. O da bir büyüklüktür. Tabi ki analayana.

 

-Her önemli mevkide bir Erzurumlu yer alıyor. Bunu nasıl açıklayabilirsiniz?

 

Bu bir tesadüf değil. Şunu sormak gerekmez mi, Mustafa Kemal Atatürk ilk kongreyi neden Erzurum’da yaptı? Atatürk’ün 6 Ekim 1922’de Ankara’da halka yaptığı konuşmasının bir yerindeki cümleyi örnek vermek isterim “……….İstanbul’da ecnebi süngülerine istinad edenlerin dağıttıkları Meclisi Mebusan’da cesur Erzurum’lu hemşerilerimizin mebus sıfatı hazırasına haizdim……….” açıklamama gerek var mı? Atatürk Ankara’dan önce Erzurum Mebusuydu. Erzurum mert insanların bulunduğu evliyalar otağı. Orada ayrı bir hava var. Heyecanlı, duygulu,vatanını milletini seven, insanların bulunduğu bir coğrafya orası.

 

İnancın, ahengin, imanın verdiği düsturla insanlarımızın ülkemizde iyi yerlerde olması herhalde tesadüf değildir. Yaptıkları başarılar ve hizmetler ortada. Erzurumlu olmak bir ayrıcalıktır. Gurur duyuyorum.

 

- Benim sormadığım veya sizin eklemek istediğiniz bir şeyler var mı.?

 

TFF Yönetimine bir öneride bulunmak istiyorum. Ülkemizde Terör bitene kadar, oynanacak olan tüm müsabakalara, sporcuların kollarına birer siyah bant takarak çıkmalarının, önemli bir yaklaşım olacağına inanıyorum. Spor camiasında çok değer verdiğim ve başarılarıyla gurur duyduğum dostlarımdan sayın Ali Düşmez’in TFF yönetim kurulu üyeliğine seçilmesi ve İASKF’nin Genel Sekreteri sayın Ali Tanrıyaşükür’ün de İstanbul İl Temsilciliği görevine atanmasına çok sevindim. Onlara yeni görevlerinde başarılar diliyorum. Son olarak şunu söylemek istiyorum. Ben insanları çok seviyorum. Tek nefret ettiğim şey yüzüme gülüp arkamdan konuşanlardır.

 

Bu ülke bize yeter. Birbirimize saygı gösterip, birbirimizi sevelim. Başka bir şeye gerek yok. Herkese saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Size de bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum.

 

Bizde değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür eder, başarılar dileriz

 

 

 




Bu haber 902 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ÖZEL HABER HABERLERİ

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR